|
Yılmaz Güney'in anlatımıyla Duvar'ın çekim öyküsü |
|
|
|
|
Sayfa 1 / 5 Arkadaş filminden beri tamamen benim yaptığım ilk film bu. Kelimenin dar anlamıyla politik bir film yapmak istemiyordum; propaganda yapmak, sloganlar haykırmak istemiyordum.
İstediğim; konunun günümüz Türkiye'si olması ve orda kalmasıydı. 1980 darbesinden beri 40 kadar ölüm cezası infaz edildi, binlerce kişi halen hapiste; o halde, hapishaneyi anlatmak bir yerde Türkiye'yi anlatmak demekti, filme Türkiye'yi koymak demekti. Bugünün Türkiye'sinin hapishane gerçeğini iyi bilen biri olarak, kendime başka bir soru yönelttim: Olayları olduğu gibi mi yoksa dolaylı bir yoldan mı anlatmalıydım? İkinci çözümü benimsedim. Filmin can alıcı noktasına başta çocuklar olmak üzere yetişkinleri de koydum; hapishane gerçeğine onların gözüyle bakabilmek için. Birinci yol, yani olayları bütün çıplaklığıyla anlatmak yolu, gerçeğe ne kadar yakın o kadar inanılmaz görülecekti. Zira bugün Türk hapishanelerinde inanılması güç olaylar cereyan ediyor. Diğer bir zorluk daha vardı: Türkiye'den uzak kaldığım sürede, hayatımın politik tarafı, politik kişiliğim oldukça önem kazandı ve bunun filmimi gölgelemesini istemiyordum; çünkü hangi gerekçeyle olursa olsun bu filmin salt bir propaganda aracı olarak değerlendirilmesini istemiyordum. Sanatsal bir anlatım bulmam, anlatım dilinin bahsetmek istediğim gerçekliği taşıması ve anlatması en azından hissettirmesi gerekiyordu.
|